Türkiye’nin İstasyonları
Demiryollarının simgeler dolu asırlık kapısı
Haydarpaşa Garı


Haydarpaşa Garı hem Anadolu’dan İstanbul’a en modern giriş kapısı, hem de İstanbul’dan Anadolu ve Ortadoğu’ya açılan en görkemli ve şiirsel mekân. 140 banliyö, 28 ekspres tren seferiyle günde ortalama 100 bin kişiyi ağırlayan bu simgesel değere sahip asırlık bina, yakında Marmaray Projesi ile yeni bir çehreye kavuşacak.

Anadolu demiryollarının başlangıç noktası olan Haydarpaşa Garı, mimari yapısı ve tarihi özellikleri ile Türkiye’deki gar binalarının belki de en önemlisi. Buharlı makinenin icadından beri oradaymış gibi durmasına rağmen, Avrupa garlarının arasında çok genç sayılabilecek olan binanın tarihi sadece 100 yıl öncesine dayanıyor.

Haydarpaşa Garı, 19. yüzyılın sonunda İstanbul’u Anadolu, Bağdat ve Hicaz’a bağlayan demiryollarının çıkış noktası oldu.Dönemin padişahı II. Abdülhamit, Bağdat ve Hicaz’a kadar uzanan demiryolu hattı döşeyerek, imparatorluk topraklarında artan eşkıyalık olaylarına son vermek istedi. Tarımsal üretimi artırarak daha çok vergi toplamayı ve bunun ötesinde Osmanlı topraklarında İslam birliğini güçlendirmeyi amaçlıyordu. Girişimlerinin meyvesini göremeden 1908’de Haydarpaşa Garı’nın açıldığı yıl tahttan indirildi.

Osmanlı-Alman ittifakının simgesi
Haydarpaşa Garı, 19. yüzyılın son çeyreğinde filizlenen Osmanlı-Alman ittifakının da bir simgesi oldu. II. Abdülhamit’in “Pan-İslamist stratejisi” ile etki alanını genişletmek isteyen Almanya İmparatoru II. Willhelm’in “Doğu politikası” kesişince, İstanbul’dan Basra’ya uzanan 4 bin kilometrelik muazzam demiryolu projesinin hayata geçmesi mümkün oldu. Demiryolu için gerekli parayı Alman Deutsche Bank sağlıyordu. Almanlara hattın geçtiği bölgelerde geniş imtiyazlar ve haklar verilerek hattın inşasına girişildi. 1902 yılında başlayan inşaat 700 bin insanın gayretiyle 1908 yılında tamamlanabildi. Böylesine muhteşem demiryolunun başlangıç noktasına, elbette yine görkemli bir gar binası gerekiyordu. Bunun için hiçbir masraftan kaçınılmadı. Otto Ritter ve Helmuth Cuno adlı mimarların hazırladığı projenin temeli 30 Mayıs 1906’da atıldı. Önce her biri 21 metre uzunluğundaki 1.100 ahşap kazık, gürültüsüyle günlerce bütün İstanbul’u inleten buharlı şahmeranlarla denize çakıldı. Bu kazıkların üstüne, Hereke’den getirilen açık pembe granit taşlarıyla temel döşendi. Bina bu kazıklı temelin üstünde yükseldi. Dış cephede, Bilecik’in Osmaneli kasabasından getirtilen açık nefti renkli yumuşak taşlar kullanıldı. Alman mimarlar, ince işler için İtalya’dan ustalar getirdi. Bu arada garın önüne bir mendirek inşa edildi; Anadolu’dan gelen ve Anadolu’ya gidecek vagonlar için ticari eşya yükleme ve boşaltma tesisleri ve silolar yapıldı.

Neo-Rönesans stilde Alman mimarisi örneği
Neo-Rönesans stilinde klasik Alman mimarisini yansıtan bina, 19 Ağustos 1908 tarihinde bittiğinde İstanbul'un camileri ve Kızkulesi gibi simge binaları arasına katıldı. Binanın ‘'u planı”nın ortasında geniş koridorlar ve koridorların iki tarafında geniş ve yüksek tavanlı odalar sıralı. Bugün sadece permi odasının tavanında kalan özgün kalem işi süslemelerde Alman demiryollarının simgesi kanatlı
 

Haydarpaşa Garı önündeki nostaljik buharlı tren
tekerlek motifleri resmedilmiş. Bu motif daha sonra stilize edilerek TCDD'nin de simgesi oldu.Haydarpaşa gar binasının arduvazla kaplı ahşap çatısı Alman mimarisinde çok kullanılan dik çatı şeklinde. Güney cephesinde çatı hizasındaki barok alınlıkta büyük bir saat yer alıyor. Saatin kadranı da tekerlekli kartal kanadı ile süslü. Garın dış cephe pencereleri, O. Linnemann imzalı paha biçilmez vitraylarla kaplıydı. Ancak bu değerli vitraylar 15 Kasım 1979'da “Independenta Faciası”nda parçalandı. Independenta adlı akaryakıt yüklü Romen bandıralı geminin Haydarpaşa mendireğinin biraz önünde başka bir gemiyle çarpışması sonucu meydana gelen facia sonrasında Haydarpaşa Garı restorasyona alındı ve 1983'e kadar aslına uygun olarak onarıldı.

Büyük sabotaj harap etti
Independenta, Haydarpaşa'nın yaşadığı ilk facia değildi. Gar çok daha büyük bir facia ile açılışının 10. yılında karşılaşmıştı. I. Dünya Savaşı'nda Anadolu'ya sevk edilmek üzere gar binasında depolanan cephane 6 Eylül 1917 günü yapılan bir sabotaj sonucu infilak ederek muazzam bir yangın çıkardı. Yangında yüzlerce asker hayatını kaybederken, onlarca vagon kül oldu, gar binasının çatısı ve kuleleri yıkıldı. Gar binası bugünkü görünümünü işte bu yangın sonrasında yapılan onarım ve değişikliklerin ardından aldı.
 

Haydarpaşa Garı iç görünümü

Yüzüncü yılında trene elveda diyecek
Haydarpaşa Garı, yüzyıl boyunca sadece demiryolu taşımacılığına olanak sağlayan iç avlu ve limanda gerçekleşen olaylarla, gelip geçenlerle değil, tarihi binası, burada hizmet veren TCDD personeli ile farklı öykülere sahne oldu. Gar, II. Dünya Savaşı’ndan sonra İstanbul’un değişen sosyokültürel yapısının baş tanığıydı. Haydarpaşa Garı, 1970’lerin sinemasında önemli bir yer tutan göç filmlerinde sıkça tekrar edildiği gibi göç edenlerin Sultanahmet’in minarelerini, Kadıköy’ü açık deniz dalgalarından koruyan mendireği, ilk deniz fenerini, hatta ilk defa denizi gördüğü yer oldu. Birçok insanın anılarında ayrı bir yeri bulunan Haydarpaşa Garı 18 Ağustos 2008’de 100. yaşını kutlayacak. Marmaray Projesi’nin ikinci etabı olan Gebze-Haydarpaşa- Sirkeci-Halkalı banliyö hatlarının iyileştirilmesi çalışmaları nedeniyle 2009 yılı başında yük ve yolcu trafiğine kapanacak olan garın daha sonra nasıl değerlendirileceği konusunda farklı proje önerileri bulunuyor.

Kaynaklar:
Haydarpaşa Garı’nda, garın tarihçesini anlatan levha
İzmir Demiryolları, A. Nedim Atilla, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayını, İzmir, 2002
İstanbul’un kapısı kapanıyor, Mehmet Yaşin, Hürriyet Gazetesi, 30.07.2006
Haydarpaşa Garı’nın 100 Yıllık Yolculuğu, Enis Umuler, Sabah Gazetesi Pazar Eki, 29.10.2006

Arşiv ve fotoğraf desteklerinden dolayı TCDD Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’ne teşekkür ederiz.